Yarış Arası Muhabbet Molası!

Salı, 25 May 2010
164 defa okundu. 5 yorum

Geçtiğimiz Pazar günü TRF1 Karting Ligi 2009 sezonunun nihayet final yarışını yapabildik ve sezonu tamamladık. Bazı ciddi problemlerin yaşandığı sezonu hayırlısıyla bitirebildiğimiz için mutluyum şahsen :)

Ligi şampiyon olarak tamamlayan Orhan Yılmaz Doğankaya abimi ve son yarışı kazanan Serdar Kaya abimi buradan tekrar kutlarım. Şampiyon olan Brabi Faster (Fatih Gülmez, Serdar Kaya) takımını da ayrıca tebrik ederim.

Sezon boyunca payıma düşen araçlar hep sıkıntıya soktular beni. Tıpkı final yarışındaki “lanetli 5 numara” gibi. Zaten ne hikmetse sezon boyunca gittiğimiz neredeyse tüm pistlerde 5 numaralı araç sakat çıkıyor. Gökhan Türk’ün de 2 numaralı aracının lastiği patlayıp çok gerilere düşünce yarışı bitiverdi. Biz de yarış arası kahve molası verip biraz muhabbet ettik! :) Muhabbete dalıp bariyerlere çarpmadan önce de virajı döndük tabii ki :) Sezonun final yarışında böyle muhabbet etmek yerine liderlik için kapışmayı tercih ederdim fakat kısmet değilmiş.

Karting meraklısı varsa Beylikdüzünde bulunan ByKarting’i tavsiye etmiyorum gitmeyin yazıktır size. Pist çok güzel, çalışanlar ilgili ve güler yüzlü, kafesi vs güzel ve denize sıfır. Fakat tüm bunlar tek kelimeyle “berbat” durumda olan araçların verdiği rahatsızlığı örtemiyor. Sırf eğlenmek için gidiyor ve 3 5 tur atıp bırakırım diyorsanız bilemem ama kısa süreli de olsa bir yarış yapmak istiyorsanız elverişli bir tesis değil. Şahsen ben bir daha gitmeyi düşünmüyorum.

Hopp, virajı dönelim düzlük bitti…

@Li Benden , ,

Bozuk Simit Paralarıyla Cenneti Satın Almak

Perşembe, 07 Oca 2010
251 defa okundu. 2 yorum

Kuzenimden aldığım bir e-posta sayesinde bu güzel hikayeyi okuma fırsatı buldum. Esasen, posta kutuma gelen onlarca forward edilmiş maili okumadan silerim genelde. Çok büyük bir çoğunlukla da forward etmem. Fakat bu hikaye gerçekten hoşuma gitti ve paylaşmak istedim.

Günümüzdeki bir çok problemin temelinde, bu hikaye ile empoze edilmek istenen zihniyetin toplumumuzda sağlam bir şekilde yer edinememesi yatıyor. Tabii ki herkes bu eleştiriye dahil değil, okuduğunuz zaman anlayacaksınız zaten. Daha fazla uzatmadan hikayeyi paylaşmak istiyorum.

Günün son dersinin sonuna gelinmişti. Öğrenciler çıkmak için sabırsızlanıyordu. Defter ve kitaplarını çantalarına koydular. Zil çalar çalmaz, dışarı çıkmak için hazırdılar. Yalnız, Ali hazırlanmamıştı. Gecikmek için de elinden geleni yapıyordu. Nihayet zil çaldı…

Öğrenciler bir anda kapıya yöneldi. Ali, yerinden kalkmadı. Ağır ağır eşyasını topladı. Bir yandan göz ucuyla öğretmenine bakıyor, bir yandan da arkadaşlarının gitmesini bekliyordu.

Öğretmeni, onun bu halini fark etti:

- Hayrola Ali, dedi. Eve gitmeyecek misin?

Ali, son arkadaşının da çıktığını görünce cevap verdi:

- Sizinle konuşmak istiyordum öğretmenim.

- Peki, dedi öğretmeni. Ne söyleyeceksin bakalım?

- Ahmet arkadaşımız var ya…

- Evet, ne olmuş Ahmet’e?

- Durumları pek iyi değil galiba. Annesi, beslenme çantasına pek iyi şeyler koymuyor.

- Ee?

- Ona yardım etmek istiyorum. Ama benim yardım ettiğimi bilirse üzülür. Günde bir simit parası biriktirip her hafta size versem, siz de ona verseniz?

Cebinden bir avuç bozuk para çıkarıp öğretmenin masasının üzerine koydu. Nurhan Öğretmen, paraya dokunmadı. Sandalyesine oturup düşündü. Ali hakkındaki bilgilerini yokladı. Bildiği kadarıyla ailesinin durumu pekiyi değildi. Bu çalışkan ve sevimli öğrencisi, ne kadar da iyi niyetli ve düşünceliydi. Zengin bir ailenin çocuğu değildi. Buna rağmen yardım etmek istiyordu. Üstelik yardım ettiğinin bilinmesini istemiyordu.

Nurhan Öğretmen:

- Dur bakalım Ali, dedi. Bildiğim kadarıyla sizin de maddî durumunuz pekiyi değil. Yanlış mı biliyorum?

- Doğru biliyorsunuz öğretmenim. Babam gündelikçi. Çoğu zaman iş bulamıyor. Ama ben de çalışıyor, para kazanıyorum.

- Nerede çalışıyorsun?

- Simit satıyorum.

Nurhan Öğretmen yine durup düşündü. İyiliğin bu kadarına ne demeliydi şimdi. Bunun gerçekleşmesi zordu. Onu, bundan vazgeçirmek için bir çare bulmalıydı. Bunu yaparken, sevimli öğrencisini de kırmamalıydı. Onunla biraz daha konuşursa, belki bir yolunu bulurdu.

Nurhan Öğretmen, Ali’ye döndü:

- Büyüyünce ne olmak istiyorsun, diye sordu.

- Çok zengin bir işadamı…

- Niçin?

- İnsanlara daha çok yardım etmek için…

- Güzel, dedi Nurhan Öğretmen. “Bak şimdi Ali, Ahmet’in ailesinin durumu pekiyi değil; bu doğru. Ama sizinki de bundan pek farklı değil. İstersen acele etme; çok zengin olduğun zaman insanlara yardım edersin. Olmaz mı?”

- Olmaz, dedi Ali. Şimdi yapmalıyım.

- Neden olmaz?

- Üç sebepten dolayı olmaz.

Birincisi: Bu para zaten benim değil. İyilik ettiğim için Allah, beni insanlara sevimli gösteriyor. İnsanlar da bundan etkileniyor, daha çok simit alıyorlar. Bu sayede gün boyu çalışanlardan bile fazla simit satıyorum. Hele mahallede Hasan Amca var, her gün iki simit alıp güvercinlere veriyor.

İkincisi: ‘Ağaç yaş iken eğilir.’ deniliyor. Şimdiden iyilik yapmayı öğrenmezsem büyüdüğümde hiç yapamam.

Üçüncüsü ise daha önemli: Büyüdüğüm zaman çok zengin bir işadamı olmak istiyorum. Zamanında yatırım yapmayanlar büyük işadamı olamazlar.

Nurhan Öğretmen, karşısında büyük biri varmış gibi dinliyordu:

- Bu sonuncusunu pek iyi anlayamadım, dedi.?

- Açıklayayım öğretmenim, dedi Ali. “Şimdi, çok zengin olmadığım için, ancak günde bir simit parası kadar yardım edebiliyorum. Bundan fazlasını veremem. Allah, Cennet’i gücü kadar iyilik edene veriyor. Şimdi gücüm bu olduğuna göre Cennet’in fiyatı birkaç simit parası kadardır. Eğer zengin olmadan ölürsem birkaç simit parasıyla Cennet’e girebilirim. Bundan daha kârlı bir yatırım olur mu?”

Nurhan Öğretmen’in gözleri dolmuştu. Başını ‘Evet’ anlamında sallarken Ali’yi evine yolladı. Sınıfa geri dönerken okulun boşaldığını fark etti. Eşyalarını toplamak için masasına döndüğünde Ali’nin bıraktığı paraların masaüstünde kaldığını fark etti. Sandalyesine gayri ihtiyari oturdu ve paraları eline aldı. Hiçbir para ona bu kadar kıymetli gelmemişti. Sanki elinde dunyanın en kıymetli incilerini, yakutlarını, elmaslarını tutuyordu. Hatta bu paralar onlardan bile kıymetliydi. Öyle bu paralar, bu bozuk SİMİT paraları, Cenneti satın alabilecek paralardı. Sanki hiç bırakmak istemeyen bir duygu ile sımsıkı kavradı bu bozuk simit paralarını. Oturduğu yerden kalkamadı Nurhan Öğretmen. İçinin dolduğunu, tarif edilemeyen duygulara boğulduğunu hissetti. Birden boşalan sağanak yağmurlar gibi ağlamaya başladı. Ağladı… Ağladı…

Kendine geldiğinde akşam olmuştu. Yavaş yavaş sınıftan çıkıp okuldan ayrılırken bekçi Sadık ‘Bozuk Simit paraları ile cenneti satın almak, Bozuk Simit paraları ile cenneti satın almak’ diye Nurhan öğretmenin sayıkladığını duydu. Bekçinin hayretler içinde ‘Ne dediniz hocam’ demesini bile duymayan Nurhan öğretmen bekçinin şaşkın bakışları altında akşamın alaca karanlığına karışıvermişti.

Bu hikayeden bazılarına hisseler düşüyor. Kimlere mi?

1. BAYATLADI DİYE EKMEK ATANA
2. TABAĞINDA PİRİNÇ TANESİ BIRAKANA
3. İKİ GÜN ÜST ÜSTE AYNI YEMEĞİ YEDİ DİYE HAYIFLANANA
4. BU ÇAY BAYAT DİYE ÇAYCIYA ÇIKIŞANA
5. LÜKS LOKANTALARDA 150 GRAM ETE DÜNYANIN PARASINI ÖDEYENLERE
6. ELMANIN KABUĞUNU KALIN SOYANA
7. HALİNDEN HİÇ MEMNUN OLMAYIP HEP SÖYLENENLERE
8. DÜNYANIN DİĞER SAHİPLERİNİ UNUTANLARA
.
.

Dost acı söyler!

@Li Anonim

Bir masalsın kulaklarımda…

Pazar, 22 Kas 2009
383 defa okundu. 2 yorum

bir masalsın kulaklarımda...Hep bir hayaldin, hiç düşleyemediğim. Hergün yeniden büründüğüm hüzünümdün, hiç hissetmediğim. Hep görme hevesiyle tutuştuğum, özlediğimdin ama daha önce hiç görmediğim. Peşinden koştuğumdun, önümde hiç ama hiçbirşey olmadan. Aradığımdın ömrüm boyu, ne aradığımı bilemeden. Samanlıkta iğne aramak gibi değildi seni aramak, ne aradığını bile bilmeden samanlığı talan etmekti benimki. Hani canın birşey ister ama ne olduğunu bilmezsin bilemezsin, işte sen oydun benim için.

Herhangi bir şehrin herhangi bir yerinde nefes alıp veriyordun. Benden çok uzaklarda, yıllarca. Kim bilir, belkide burnumun dibindeydin. Erkenden uyanıyordun her sabah ve bir bardak çay ve kızarmış ekmekle kahvaltı yapıyordun, belkide. Aynı duraktan kalkan fakat farklı istikametlere giden otobüslere biniyorduk belkide, bir saat arayla hareket eden. Kalabalık bir sokakta yürürken çarpışmıştık; kalbim seni tanımıştı, tanımıştı da atışları hızlanmıştı. Olamaz mı?

Biliyordum bir gün hayatıma girecektin, hiç çıkmamacasına. Bir sabah, 09:15 vapurunu kaçırdığımda iskelede benimle birlikte kalan tek yolcu olacaktın. Simitler benden çaylar senden, paylaşacaktık. Güvercinlerin hakkını da verecektik tabi. Ela gözlerinde kaybolacak, gülüşüne tutulacaktım. Bir hamak sefasında düşlere dalacaktım. Hiç uyanmamacasına. Biliyordum…

@Li Benden , ,

Gerçekten Çok Profesyonel IQ Testi

Çarşamba, 15 Tem 2009
1049 defa okundu. 9 yorum

Az önce bedava dosya barındırabileceğim bir web alanı sağlayıcı ararken bir sayfadan bir sayfaya gezinip duruyordum. Karşıma bir anda Profesyonel IQ Testi yaptığını iddia eden bir site çıktı. Vakit de nasıl olsa bol, dedim çözüvereyim. Bakalım zeki miyim? :)

Testi 10-15 dk içinde tamamladım. Canım sıkıldığı için son soruları sallayarak tamamladığım da bir gerçek tabi. Neticede testin “Gerçekten Çok Profesyonel IQ Testi” olduğuna kanaat getirdim. Fakat testi gerçekten çok profeyonel iq testi yapan testin içerisindeki sorular değil testin neticesini alma şekli.

Anlayamadınız tabiki. Anlatayım. Testi tamamladığınızda karşınıza şu ibare geliyor:

Komple IQ testi
IQ testini doğru doldurdunuz. Değerlendirmeyi almak için aşağıdaki bilgilere göre hareket ediniz

1.AJA yaz 6600′ ye gönder
2.Cevap SMS’inde aldığınız kodu girin:
3.Kodu doğrulayın

Tabi ki burada aklımıza gelen soru, mesaj attığımızda kontörümüz gidiyor mu? Cevabı da aslında biliyoruz. Sitenin alt kısmında ince yazıyla yazılmış şu mesajı görür arayanlar:

Bu servisten Avea, Turkcell ve Vodafone kullanıcıları yararlanabilir. Servis bedeli 52 SMS.

Tam tamına 52 kontör. IQ testi bu tabi şakaya gelmez profesyonel bir IQ testi için 52 kontör verilir. Ama bunu veriyorsanız IQ testinin sonucuna da çok fazla ihtiyaç yok. :)

Bir çok kişi sanırım sayıp sövüp siteyi terk etmiş olacak ki şöyle bir ifade daha mevcut sitede :

IQ testinin ID’si :
Q7ABH2WOIBOLCC

Muhtemel itiraz için IQ testinin ID’sini not ediniz.

Ee yani itiraz ederim tabi. Onca dakika orada testi çözdük sonuçta ne diyor? 52 kontor ver sonucu al. Hımmm bir düşüneyim o zaman!?

Ben ne yaptım peki? Hemen sitenin yardım masası mail adresine bir mail postaladım. Aynen şunları yazdım. Takdir sizin. :)

IQ testinin ID’si : Q7ABH2WOIBOLCC
Muhtemel itiraz için IQ testinin ID’sini not ediniz.

Yukarıdaki bilgi benim test sonucum. Benim IQ seviyem sizin bu testinize 52 kontör verip sonucu alacağım kadar düşük mü (0-70 arası falan mı yani)? Sonuca bakıp bana bir bilgi yollarsanız sevinirim. Eğer öyleyse 52 kontör yollayacağım size.

İyi günler.

Bu arada son birşey daha. Testi çözmek ve sonucu almak isteyenler varsa buraya tıklayarak çözebilirler. :D

@Li Komik

Batracer – Ayar Optimize Edici

Çarşamba, 20 May 2009
467 defa okundu. yorum yok

http://batracer.com sitesinde online olarak yarış simülasyonu oyunu oynayabiliyoruz. Siteyi bilen bilir. Güzel ve eğlenceli bir platform.

Bende bu oyunu oynuyorum tabiki. Oyunda test sürüşleri yaparak aracınızın ayarlarını optimum seviyeye getirmeye çalışıyorsunuz. Fakat bu optimum dereceler yağış durumuna göre değişiklik gösteriyor. Oyunun premium özelliği olan Kool Tools’u alanlar için bir sorun yok otomatik olarak ayarları yağış durumuna göre optimize edebiliyorlar. Ama benim gibi Kool Tools almamış fukaralar için bu iş biraz sıkıntılı olabiliyor. Bende bu yüzden basit php komutları ile test sonuçlarını birbirine dönüştürebilen bir sistem hazırladım. Güzel birşey olduğunu düşünüyorum.

Bu linkten sizde bu sistemi kullanabilirsiniz. Kolay gelsin ;)
http://www.yalinkilic.web.tr/proje/batracer

Kodları incelemek isterseniz indirmek için tıklayın. Daha fazla geliştirebilirseniz sitede yayınlarız. Herkes faydalansın :)
http://www.yalinkilic.web.tr/proje/batracer/batracer.zip

@Li Oyun, PHP ,